Home ANA SAYFA Haberler Kök Hücre

Kök Hücre

e-Posta Yazdır PDF

Amerikan Yönetimi kök hücre araştırmalarında kullanılan tanımı değiştirerek kapsamı genişletti. Kurumlar federal ödenek için sırada. Washington, insan embriyonlarına ait kök hücre araştırmaları için kapsamı genişletti. Kök hücre tanımında değişiklik yapılmasıyla pek çok kurumsal ve akademik kurum da federal bütçeden araştırma ödeneği alabilecek.

ABD Ulusal Sağlık Bilim Politikası Dairesi direktörü Dr. Lara Skirball, kök hücre araştırmalarını düzenleyen ve henüz 2.5 ay önce onaylanan kararnamenin özünde bir değişiklik yapılmadığını, ceninin ölümüne ilişkin temel maddelerin aynı kaldığını açıkladı.

Eski metinde kök hücre, henüz birkaç günlük blastokistin (hücreler kümesi) iç katmanından alınan hücreler olarak tanılmanıyor. Yeni değişiklikle blastokist yerine “embriyonun erken aşamaları” deniliyor. Bu da kök hücre için kullanılabilecek embryon

Skirball, değişikliğin ahlaki açıdan bir farklılık getirmediğini söyledi. Obama hükümetinin geçen Temmuz’da açıkladığı etik kurallara göre, sağlık araştırmalarında kullanılacak kök hücreler sadece ölmesi kaçınılmaz embryolardan alınabilecek ve mutlaka iki ebeveynin de onayı olacak.

ABD'de 350'den fazla üniversite, araştırma kurumu, sağlık ve ilaç firması kök hücre tedavisine yönelik araştırma yapmak üzere federal yardım için başvurmuş durumda.

Embriyonik kök hücreler, birkaç günlük embriyonlardan alınıyor ve vücutta ihtiyaç duyulan organ veya dokuda kendiliğinden o dokunun özelliklerine göre çoğalabiliyor. Her bir embryodan bir ‘grup’ kök hücre elde ediliyor ve bunlar laboratuarda sayısız kere çoğaltılabiliyor.

Comments (0)Add Comment

Write comment

security code
Write the displayed characters


busy
 

INBIOX KANAL

 

Mesleğinize ait email adresiniz yok mu?

Günümüzdeki en popüler meslek dallarından biri olan biyomühendislik, biyokimya, mikrobiyoloji ve genetikmühendisliğine ait eposta adreslerine sahip olmak ister misiniz? Inbiox Türkiye, sahip olduğu alan adlarını kullanarak sizin için GOOGLE mail hizmeti üzerinden mesleğinize ait ÜCRETSİZ eposta hesabı açıyor.              Size daha iyi hizmet verebilmek için her türlü talebiniz haziran (21 Haziran 2010)  ayından itibaren Londra ofisimiz tarafından karşılanacaktır. Londra ofisimizin iletişim bilgileri mayıs ayı içerisinde sizlere duyurulacaktır. Eposta hizmetimiz ile ilgili her türlü sorunuz için  yardim@epostahizmeti.com  

 

Facebook sayfamızı ziyaret etmediniz mi?

Türkiye'nin en büyük biyoteknoloji platformunun facebook sayfasına aşağıdaki adrestten ulaşabilirsiniz:http://www.facebook.com/pages/INBIOX-Turkiye/83636035863

 

Mezunlardan Mektuplar

İspanya'da biyomühendislik doktora öğrencisi olan Rukan Genç'in blog sayfasında yayınlanan ve biyomühendislik mezunlarının mektuplarını içeren yazıları seriler halinde tekrar Biyomühendislik.com'da  yayınlıyacağız.  Blog sayfasındaki yazıların yayınlanması için bize izin veren Rukan Hanıma ve karar aşamasındaki öğrenciler için yararlı olacağını düşündüğümüz aşağıdaki yazıyı yazan  tüm  Ege Biyomühendislik Bölüm Mezunlarına teşekkür ederiz. Sevgili Arkadaşlar Merhaba,Öncelikle geçmiş olsun, ÖSS hayatin en igrenç tecrübelerinden, umarım birgün onu kaldırmanın yolunu buluruz. Ben Ege Üniversitesi Biyomühendilik bölümünün 2004 yılındaki ilk mezunlarındanım. Mezun olduktan  sonra ODTÜ'de yüksek lisans yapip, ardından doktoraya Bologna Üniversitesine geldim. Şu anda bir yandan Novartis'in araştirma merkezinde çalışıyorum, bir yandanda da İtalya da doktora yapıyorum. Bence iş bulma imkanlarından önce meslek seçerken yapmanız gereken, yaşamınız boyunca yapacağınız işi sevip sevmeyeceğiniz. Örnegin Biyolojiyi sevmiyorsaniz, sadece is imkanlari yuzunden dusunmeyin. Biyomuhendislik biyoloji dersleri kadar muhendislik dersleri de iceriyor, hesap kitapla ugrasmak istemiyorum diyorsaniz tekrar dusunmenizi oneririm. Dolayisi ile once yasamda neden zevk alacaginizi dusunun, ne yapmak istediginiz...Is bulma mevzusuna gelince, Turkiye de biliyorsunuz Biyoteknoloji gelismis bir sektor degil, Biyomuhendisler is konusunda cevre muhendisleri, gida muhendisleri, kimya muhendisleri, molekuler biyologlar, biyokimyacilar ile ayni sektorde is ariyorlar ve isleri de cok kolay degil. Bolum 30 kisi aliyor ve genelk yonelim yuksek lisans doktora yaparak universitede kalma yonunde. Buna ek olarak pek coka rkadasimiz da cesitli islerde calisiyor. Maya fabriaksindan, bitki doku kulturu sirketine, biyomedikal sirketlerinden aritmaya...Ege Universitesi guzel bir universitedir, Izmir cok guzel bir sehirdir, ulasimi rahattir, Izmiri seveceginize eminim. Diger seceneklerinizi bilmiyorum ancak Izmir yasanasi bir sehirdir. Ege Universitesinden hem kulturel hem de politik (sosyalist) pek cok grupla tanisabilir, kendinizi bu yonde de gelistirebilirsiniz. Buna ek olarak, bolum artik 8 yasina girdi, daha tecrubeli daha donanimli... iyi bir egitim alacaginizi dusunuyorum...Umarim bu bilgiler yolunuzu biraz olsun aydinlatir, yasaminizda guzellikler dilerimSevgilerimleEmrah Altindis   Herkese merhaba, Bende bölüme ilk girenlerdenim 2005 yılında mezun oldum mezun olur olmaz da kaçar gibi iş dünyasına girdim. çünkü sıkılmıştım. sürekli okumaktan anlatılanları dinlemekten ve ders çalışmaktan. bir an önce bize öğretilenlerin gerçek dünyadaki karşılıklarını görmek istedim ve gördüm de. urfada veteriner aşı üretimi yapan bir fabrikada işe girdim. çok farklıydı. uzun süre uğraş verdim. hatta iş değiştirme noktasına geldim. ama önce askere gittim.şimdi başka bir alanda doğal ürünler alanında çalışmalar yapan başak bir şirketteyim. üstelik de başaldığım yerde bölüm bünyesinde. bölüm ile ilgili öğrenciyken de şimdi hala eleştirilerim var. zaman zaman kişisel tepkilerle dile getirdim bunları. yine de pek birşey değiştiği söylenemez.genel itibariyle gelecek vadeden bir bölüm. her türden insanın kendine göre birşey bulacağı bir bölüm. iş konusunda da çok problem olmaz. çünkü iş alanı çok geniş. ama sizin yapacağınız işi sevmeniz şartıyla. bölüm imkanalrı son derece geniş. laboratuvarlar olsun diğer imkanalrı olsun son derece iyi. hocalar ve asistanlar da çok yardımcı oluyorlar. hatta örenk vereyim. yaz olmasına rağmen 1 ve 2. sınıflardan birçok öğrenci şu anda bölüm içinde birçok laboratuvarda çalışıyorlar. bir şeyler öğrenmek için. şaşıyorum bazen. çünkü daha 1 ve 2 ler yani daha bölümün esas derslerini almadılar, yani şimdiden bölüm onların merakını uyandırmış. Dahası meraklı ve istekli arkadaşlar için eğlenceli bir bölüm. sadece biyoloji olarak düşünmemek gerekir. elbette biyoloji temel. ama matematikten elektroniğe kadar istediğiniz yere çekebiliceğiniz bir bölüm. Herkese iyi şanslar, Seref Akay Herkese merhabalar, Ben sizlerle, bir biyomühendis ne yapar konusundan çok biyomühendislik bölümünde okumak üzerine bir şeyler paylaşmak istiyorum. Biyomühendislik dendiği zaman biyolojinin işin en önemli kısımlarından biri olduğu zaten akla gelmektedir. Aynı zamanda mühendislik altyapısını da oluşturmaktasınız bu süreçte. Yani bir yandan biyoloji bir yandan da mühendislik eğitimi almaktasınız ve bu ikisini de 4 sene içerisinde öğreniyorsunuz. Dolayısıyla yoğun bir program ve sıkı bir çalışma sizi beklemekte. Bu kısımda başarılı olabilmek için gerçekten bu bölümden zevk almanız önemli. Biyolojiyi çalışırken ezberden çok mantığını anlayarak çalışmanız gerekmekte gerçek başarı için. Çünkü ileride bu bilgileri kullanacaksınız ve ezberlediğiniz bilgilerden öte özümsediğiniz bilgileriniz sizin anlamlı bir şeyler yapmanızı sağlayacak. Bu işin sadece biyoloji kısmı, bir de hiç te hafife alınmayacak mühendislik kısmı bulunmakta. Ama işin zevkli kısmı bu ikisinin bileşiminden oluşmaktadır ve biyomühendislik bu ikisinin birleşimidir. Bu birleşimi de özellikle laboratuarlarda yaptığınız deneylerde ve ileride aldığınız derslerde çok rahat hissedeceksiniz. Biyolojiyi sevmiyorsanız ya da sayısal derslerle aranız iyi değilse çok zorlanacağınızı şimdiden söyleyebilirim. Başarılar, E.Burak ERKAL     Merhabalar Sevgili Universite adayi kardeslerim, Ben 2000 yilinda daha Biyomuhendislik Bolumu'nun puaninin bile olmadigi, ilk senesinde basladim universite hayatima. Turkiye'de ki bircok aile gibi benimde ailem Tip okumami istiyordu, bense genetik bilimine yakindim, bu anlamda Tip'i bir gecis olarak kullanabilirim hayalleri kuruyordum. Daha sonra Biyomuhendislik giris dersinde daha bircok arkadasimin benimle benzer hikayesi oldugunu ogrenmistim "Neden Biyomuhendislik?" sorusuna verilen cevaplardan. Izmir'de okumakta ikinnci hayalimdi. Ege Universitesine bakarken Biyomuhendisligi gordugumde yeniye ve bilinmeyene duydugum artik siradanlasmis heyecanim, o zamanda uyandi ve rehber hocalarima kostum. ama ne yazik ki onlarda pek bilmiyorlardi ve onu gorunmeyen bir bolume yazilmam taraftari degillerdi. O zamanlar internette'de cok bir bilgi yoktu. Annem'de cok karsi cikti, kendisi bilinmeyeni hic sevmezdi zaten. Ama cok sansliyim ki kararlarimda hep ozgur biraktilar beni. Ve tum israrlara ragmen "Biyoloji ve matematik bilimlerini birlestirecek (muhendislik) bir bolum" fikri temelde icime coktan girmisti. Kimseyi dinlemedim, issiz kalmayi goze aldim (Istenince ve yeterince emek verilince olmaz olmaz diyenlerdenim, birazda inatci :)) ) ve son anda biyomuhendisligi tercihlerime ekledim. Sonucta kazandim. Bolum kimisine gore cok bana goreyse yeterli sayida farkli alana hitap eden bir ders yelpazesine sahip. Oldukca yeterli laboratuvar kaynaklari, genc kadrosu ile simdi yurtdisinda bile bulamadigim ozel ilgi ile Turkiye'de ki bircok bolum ve universite egitim sisteminden farkli. Klasik universite egitiminin yaninda uygulamali ve ogrenciye ogrenme-arastirma sorumlulugu yukleme konusunda basarili. Ciktiginizda her konudan biraz biliyorsunuz, bilgiyi nerde bulacaginizi ogreniyorsunuz. Kendine ozgu bir OZGUVEN yukluyor egitim sistemi. Cok odevli, raporlu, sunumlu aktif bir egitim. Arastirmaci olamak isteyen insanlara zengin bir kapi araliyor. Is imkanlarina gelince bastan beri (3. sinifta birara kafam karissada) Akademik hayat isteyen ben icin bunu soylemek zor ama, Turkiye sartlarinda her meslek icin biraz endise verici zaten. Ama genel olarak icinde "biyo ve teknoloji" kelimeleri gecen her is dalinda calisabilecek on bilgiyle mezun olunuyor. Eksikler yok mu tabii ki var, fakat eksikleri kapatmak bireyin kendi elinde cogu zaman. Arkadaslarima bakinca meslek alanlari Akademi, fermentasyon endustrisi(Gida-icki), biyomedikal cihaz sirketleri, Farbikalarin Ar-Ge bolumleri, Ilac sirketleri suanki mezunlarin calistigi alanlar. Bildigim kadari ile de yeni mezun bir muhendise gore iyi maaslar da calisiyorlar. Emrah'inda dedigi gibi 8 sene oldu bolum kurulali, cok sey degisti gelisti. Bolum hepimizin bebegi, mezunu ile, okuyani hocasi ile herkes elini tasin altina koyup daha fazla sey katmaya cabaliyor. Ne yapacaginiz, nerde calisacaginiz size bagli, artik devlet garantisi, omur boyu is garantisi gibi istekler cok geride kaldi. Her is riskli. Onemli olan istemek, isini, yaptigin seyi sevmek. Sadece universiteye gideyim diye bir secim yapmak hayatiniz boyunca size dar gelecek bir kiyafeti tasimak demek. Ben boyle ballandira ballandira anlattim dite yanilgiya dusmeyin; belki "guzeldir" cunku ben seviyorum. Kimisi hic te boyle dusunmuyordur. Zor bir secim, kendinizi biraz taniyip, ilerde kendinizi gormek istediginiz yeri iyi dusunun. Risk alabiliyor musunuz, masabasi is mi yoksa surekli degisiklik mi, arastirarak ogrenmek mi verileni almak mi daha cekici, girisimci misiniz yoksa hazir olani mi tercih edersiniz vs. daha bircok soru sormak gerekir meslek secerken. Seytan'in avukatligini yapip biraz kaafnizi karistirmis olabilirim ama her birey farkli, size ornek olabiliriz ama garanti veremeyiz. Umarim kendiniz icin en guzel karari verir ve hayatinizin en guzel yillarini sevdiginiz seyi ogrenmekle gecirirsiniz. Sevgiler basarilar, Rukan Genç, Msc Biyomuhendis     Merhaba, Geçmiş olsun. Öncelikle bölüm süper, evet ama anlayana. Cümle havada kaldı tabii, bu yüzden kendi 5 yıllık maceramla bunu açıklamak istiyorum. Bu bölüme 2002 yılında girip uzatmalı olarak 2007'de mezun oldum. Şuanda yüksek lisans başvurularını bekliyorum (bu gecikme benimle ilgili). Bölüme girme hikayem çoğu biyomühendis ve adayı arkadaşlarıma benziyor. Başta tıp isteniyor, (özellikle ben mühendislikten başka herşeyi yazarım diyordum:)) daha sonra puan tıpa göre şöyle böyle geliyor ve o güne kadar kendini laboratuvarda hayal etmiş bünye başlıyor bir çıkış yolu aramaya. Akla hemen genetik geliyor. Mmm harika. Tıp da neymiş canım. Bakılıyor bölümlere, o da ne, biyomühendislik diye yaklaşık bir senedir göze çarpmayan yeni bir bölüm çıkıyor karşıya. Hemen şöyle düşünülüyor : e bu çok iyi, tıp olsaydı zaten ne öyle ezberle ezberle, bunda hem hesap kitap var hem biyoloji var. Ohoo genetik mühendisliği diye alt bölümü bile var. Kesin yazıyorum. Eveeet. Benim seçimim işte tam olarak böyle oldu, yani tamamiyle bilinçsizdim. Uzak bir şehirde okuduğum için gelip hocalarla, öğrencilerle konuşma imkanım da olmamıştı. Bölümün web sayfasında gördüğüm "genetik mühendisliği" kısmı beni çok etkilemişti. Tabi ki ders içeriklerini incelemiştim. Biyoproses mühendisliği, biyokataliz ne biliyim işte stokiometri (daha çok var) v.s. derslerin olduğunu tabi ki görmüştüm. Ama beynini ÖSS'ye kurban eden, Kırklareli gibi danışılabilecek insan kıtlığı çekilen bir şehirde yaşayan heyecanlı kişilik olarak, bunlardan bir şey anlamayıp, "biyolojiyle ilgili boşver, egzantrik de isimleri var " deyip üstüne atlamış bulundum. Bölümün temelinin bu ve türevleri derslere dayandığını ve bunların ilgimi bir türlü çekmediğini kabullendiğimde ise çok geçti. İkinci sınıfı bitirmiştim bile. Bu şekilde üçüncü sınıfa geldim. Vee olanlar oldu. Vizelere gelindiğinde derslerin çoğuna girmemiş olduğumu farkedip, devamsızlıktan kaldığımı anlayınca, öyleyse sınavlarına girmemin ne alemi var diyebilmiştim. Finallerine de dolayısıyla girmedim. İkinci dönem de aynı ilk dönem gibi oldu. Toplamda sınavına girdiğim 4 dersi geçebildim sadece. İkisi zaten kalmanın mümkün olmadığı derslerdi:) Kendi olumsuz deneyimlerimi neden anlatıyorum şimdi? ÖSS'den (ÖSYM de olabilir) yeni çıkmış 17-18 yaşındaki çoğu arkadaşın kafa karışıklığını ve bilinçsizliğini (hakaret anlamında değil kesinlikle, çoğumuz öyleydik) tahmin ettiğim için; bir de bu yanı var(bkz. mühendislik), size uygun olup olmadığını çok iyi etüt edin, biyoteknolojinin ne anlama geldiğini iyice anlayın, ne ile karşılaşacağınızı, karşılaşacağınız şeyin kafanızda canlandırdığınız konuyla alakası olup olmadığını sanal olarak değil birebir öğrenin demek için. Sadece biyomühendislik için değil, bu gibi yeni ve çok disiplinli diye tabir edilen her bölüm için bu geçerli ve çok önemli. Bunları yapın ki, bölümdeki en verimsiz öğrencilerden biri olarak kimsenin ve en başta kendi vaktinizi boşa harcamayın. Benim yaptığım gibi bir yol izlemeye kalkarsanız, ne kendinize ne biyomühendislik bölümünün gelişimine ne de bir şeyler öğrenmeye çalışan arkadaşlarınıza bir faydanız olur. Ancak dersleri bir robot hissiyatıyla bir an önce geçip, başka bir çıkış yolu aramakla kendinize işkence edersiniz. Çok uzatmak istemiyorum ama kendi maceramın sonunu tamamlamak isterim. Her şeye rağmen sonunda toparlanıp üçüncü sınıfı bir nevi tekrar okuyarak da olsa bölümü bitirebildim. Bölümü bırakmaya kadar varan gel gitler yaşasam da, bu bölümü bitirdiğim için aslında şuan memnun sayılırım. Çünkü geç de olsa mezun olduğum bölümün "işte bunu yapacaksın, başka bir şey olmaz" denilen bir program olmadığını ve bu programı nasıl kendi istediğim yol için kullanabileceğimi farkettim. Aslında tam da demek istediğim bu. Diğer arkadaşlarımın da dediği gibi aslında diğer bölümlerden çok daha büyük oranda, kişinin kendi iradesiyle yön verebildiği bir bölüm (genelde yüksek lisans sonucu). Neredeyse, ne kadar öğrenci varsa o kadar farklı kullanım şekli çıkıyor ortaya her yıl. Ama bu kadar sayıda seçenekten burada bahsedebilmek mümkün değil. Bu yüzden araştırmanızda yarar olacak en önemli kısım, bu seçenekler. Seçenekleri ve kendi isteklerinizin çakışıp çakışmadığını bölüme girip dersleri geçme paniği içinde öğrenmektense, girmeden öğrenin, uyarsa ne ala deyin bence. (Ama dediğim gibi ben bile, en uç örneklerden biri olmama rağmen, bölümün esnekliği sayesinde buraya kadarmış demiyorum mesela.) Gelelim mezunlara. Mezun arkadaşlarımdan her biri de farklı bir yönde ya eğitime devam ediyorlar, ya çalışıyorlar. Eğitime devam eden daha çok tabii. Yüksek veya doktora yapanlar genellikle iş başvurusu yapmayıp direkt eğitime devam ediyor ama yine de çalışma imkanı henüz istenilen düzeyde değil. Aslında bu sorun çoğu meslek için geçerli ama biraz derecesi farklı sanırım. Yurtdışında bilinen, önem verilen ve yüksek maaşların verildiği bir dal olsa da Türk işverenler henüz biyomühendisleri keşfedemediler. Fakat ilk yıllardan bu yana iş konusunda yol katedildiğini düşünüyorum. Şuana kadar bir çok yere başvurdum. Bana bir yararı olmadı ama bölümü baya tanıttım sanırım:) Özellikle ilaç şirketleri önce çok ilgileniyorlar. Lütfen bölüm hakkında bir yazı gönderin diyorlar. Oldukça kapsamlı bir yazı gönderiyorum. Mailler, telefonlar falan derken samimi bile oluyorum bazılarıyla. Ama anlıyorum ki korkuyorlar. Bilindik bir şeyler olsun istiyorlar. İş bulanların çoğu bildiğim kadarıyla biyomedikal şirketlerindeler. Klinik aplikasyon uzmanı ve satış mühendisi gibi ünvanlarla. Diğerleri de maya, aşı, gıda, motor yağı gibi değişik fabrikalarda çalışıyorlar. Benim başvurduğum bir çok yer ilaç fabrikasıydı ama ilaç sektöründe çalışan var mı bilmiyorum. Sanırım yok. Ama olacaktır, çok yakın, hissediyorum:) Şaka bir yana gerçek olan bu. Yüksek ya da doktora yapanlar ise (yurtdışındakilerin sayısı çok) hallerinden memnun anladığım kadarıyla. Biyomühendislik altyapısıyla ilginç ve en önemlisi işe yarar bir şeyler yaptıklarının farkındalar. Eninde sonunda bir şekilde para da kazanacaklar. Mutlular yani. Amaç da bu değil miydi? Vardığımız sonuç nedir? Bölümü seçmeden önce biyomühendis ne yapar değil de ben ne yapmak istiyorum ve biyomühendislik bunu yapmama temel oluşturur mu ya da yardımcı olur mu diye sorgulamak. En azından şimdilik. Bölüm içinden ve dışından ilgili kişilerin görüşleri sizin mezun olduğunuz senelerde ya da bir süre sonra, biyomühendisliğin daha fazla keşfedilmiş ve daha aranan bir meslek olacağı yönünde. Dolayısıyla, hali hazırda her geçen yıl artmakta olan puanının bahsettiğimiz senelerde tıpla yarışır hale gelmesi olası. Bunun için bölüm başkanımız, hocalarımız, ve pek çaktırmasa da mezunlar her yerde bir şeyler yapıyor. Bu sayede en azından eğitimi süresinde ve sonrasında da "idealist değilsen ayakta kalamazsın" şartı olmıyacağı ya da daha az olacağı açık. Bunu göz önünde bulundurmanız seçiminizi etkileyebilir. Doğaçlama ve uzun oldu kusura bakmayın. Hoşça kalın, Bengu Goren   Kaynak: http://egebiyomuhendislik.blogspot.com/

ETKİNLİK SAYFASI

SON EKLENEN YORUMLAR